Adressiz Mektuplar 3

Adressiz Mektuplar 3

Beş duyu organımdan en önemlisini yitirdim, artık hiçbir şeyi hissetmiyorum, hiçbir şey kendini hissetiremiyor, dokunuşların hissimde hiçbir karşılığı yok, beşinden geriye kalan dördün; dört olmaktan, dört tane olmaktan daha fazla anlamı yok.

Sende bilirsin Abidin Dino mutluluğun resmini çizdi bir aralar, bizler ise bu gidişle mutsuzluğun şah eseri olacağız!

Gökyüzünde ki musluğu, evden çıkarken sanırım biri açık bırakmış. Sonra su faturası neden bu kadar fazla geliyor diye yakınıyorlar bir de! Akıl işi değil! Üzerinde insanların tepindiği kaldırım taşları sırılsıklam olmuş. Açık kalan çeşmeye rağmen, sokakların iki ayaklıları, yanlarından hızla geçen arabaların yıkama işlemleri arasında, etrafta yılkı atı gibi bir o yana bir bu yana koşturuyor. Birini şöyle tutup ‘’Nereye ulan!’’ demek istiyorum ama; öyle acele yürüyorlar ki sanırsın kan kaybından hastanede yatan bir hasta için 0 RH Negatif kan bağışı yapmak için devlet hastanesine gidiyorlar. Herkesin işi acele… Bir ben miyim yaşamak için acelesi olmayan?

Yerin düzlüğünden başlayıp metrelerce yükselen uçurum boylarından; birileri sanki ruhumu, anlamlarımı, amaçlarımı ve tüm değerlerimi iteklemiş gibi; yerle buluşmuş her şeyim; ama yerle buluşmanın şiddeti dahi öldürememiş, anlaşılan can çekişiyorlar şimdi hepsi, ölüme de direniyorlar yaşama da…

Kıyıda köşede biriktirdiğim umutlarımdan bir sandal yapıp; başta acılar içinde kıvranan bedenim olmak üzere herkesin çürümüş bedeninden uzaklaşmak istiyorum. Açıklara kürek çekmek istiyorum örneğin, fırtınaların alabora etme ihtimalinden korkmaksızın. Her kulaçta bir şeyler geride kalacak biliyorum. Önce ben geride kalacağım, kıyıdan el sallayacağım şehri terk edişime… Sonra derinlere yaklaştıkça bir bir atacağım boğulsun istediğim acıları, can simitleri atmayıp üzerine bir keyif sigarası yakacağım.

Zayıf bir insan değilim aslında, sadece yenik düşüyorum hepsi bu.Topluma kendimi adadım ama bir de baktım ki kaybolmuşum kendi acılarımda.

Bu kadar kısa bir ömre, nasıl bu kadar saçma sapan şeyler sığdırılır akıl işi değil! Sanırım zaman denen olguyu bile hiçe saymışım farkında olmadan…

Bir yanda müziğim öte yanda sarı duvarlarım. Aslında yaslanabileceğim bir omuz da olmuş olsa fena olmazdı, ya da sarılacak bir beden…

Dostça da olabilir…

Yorum yazın.