Cumhuriyet Dönemi Genel Özellikleri ve Şairler

Cumhuriyet Dönemi Genel Özellikleri ve Şairler

Cumhuriyet Edebiyatı Genel Özellikler-Akımlar-Şairler-Yazarlar

* Aruz ölçüsü bırakılmıştır.Serbest ölçü ve hece ölçüsükullanılmıştır.
* Dilde sadeleşme hareketi başarıya ulaşmış ve İstanbul Türkçesi esas alınmaya başlanmıştır.
* Edebiyatımız İstanbul aydınlarının tekelinden kurtulmaya başlanmıştır. Anadolu’dan aydın yetişmeye başlamıştır.
* Romanda ve hikâyede halk gerçekleri tamamen yerleşmiştir.
* Uluslar arası düzeyde sanatçı yetişmiştir.
* Tiyatro ve denemealanında büyük gelişmeler gösterilmiştir.
* Bu dönemden itibaren farklı edebi topluluklar ortaya çıkmaya başlamıştır.

BEŞ HECECİLER

* Hecenin beş şairi adıyla da anılan bu sanatçılar milli edebiyat akımından etkilenmiş ve şiirlerinde hece veznini kullanmışlardır.
* Şiirde sade ve özentisiz olmayı ve süsten uzak olmayı tercih etmişlerdir.
* Beş hececiler şiire birinci dünya savaşı ve milli mücadele döneminde başlamışlardır.
* Beş hececiler ilk şiirlerinde aruz veznini kullanmışlar daha sonra heceye geçmişlerdir.
* Şiirde memleket sevgisi, yurdun güzellikleri, kahramanlıklar ve yiğitlik gibi temaları işlemişlerdir.
* Hece vezni ile serbest müstezat yazmayı da denediler.
* Mısra kümelerinde dörtlük esasına bağlı kalmadılar yeni yeni biçimler aradılar.
* Nesir cümlesini şiire aktardılar ve düzyazıdaki söz dizimini şiirlerde de görülmesi beş hececiler de çok rastlanan bir özelliktir.
* Beş hececiler şu sanatçılardan oluşmuştur:
Faruk Nafiz ÇamlıbelYusuf Ziya OrtaçEnis Behiç KoryürekHalit Fahri OzansoyOrhan Seyfi Orhon

YEDİ MEŞALECİLER

* 1928’de kurulmuştur.
* Heceyi geliştirmek amacıyla ortaya çıkmıştır.
* “Canlılık, samimiyet ve daima yenilik” sloganıyla hareket etmişlerdir.
* VerlaineMallerma gibi Fransız şairleri örnek almışlardır.
* Anadolu’yu yurtseverlik anlayışıyla anlatmayı düşünmüşlerdir; ancak pek başarılı olamamışlardır.
* Bunlar: Sabri Esat Siyavuşgil, Ziya Osman SabaYaşar Nabi NayırMuammer LütfiVasfi Mahir KocatürkCevdet Kudret, Kenan Hulusi Koray.

GARİPÇİLER ( I. YENİCİLER )

* Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının belki de bütün Türk edebiyatının en farklı gurubu olarak edebiyat tarihinde yer almışlardır.
* 1940 yılına kadar gelen bütün şiir anlayışına karşı çıkan Orhan VeliOktay Rıfat HorozcuMelih Cevdet Anday ortaklaşa “Garip” dergisini çıkarıp bu akımı başlatmışlardır.
* Şiirde ölçü ve kafiye gereksizdir.
* Şiir fikirleri aşılamak işin kullanılmamalı.
* Şiirde anlam düz verilmeli.
* Her konu şiire girebilmeli
* Her insan şiirin konusu olabilmeli.
* Şiirde söz ustalığı, laf cambazlığına gerek yoktur.
* Şiirde önemli olan bütün güzelliğidir.

Ayrıca bkz. -> Garip Akımı hakında detaylı bilgi için tıklayınız.

MAVİCİLER

* Atilla İlhan‘ın 1952-1956 yıllarında çıkardığı derginin adı olan “MAVİ” nin etrafında toplanan Orhan DuruFerit Edgü gibi sanatçıları oluşturduğu guruptur.Bu sanatçılar, Garip Akımı’na ve Orhan Veli’ye karşı çıkmış, şairane bir sanat anlayışının temsilcisi olmuşlar.

*Daha sonra mavi dergisi Özdemir Nutku’nun yönetimine geçti ve Atilla İlhan’ın savunduğu toplumsal geçekçiliğin (sosyal realizm) sözcüsü oldu.Dergi Nisan 1956’da çıkan 36. sayıdan sonra (son mavi) kapatıldı.

* Garip akımına tepki olarak çıkmıştır.

* Şiirin basit olamayacağını zengin benzetmeli, içli, derin olması gerektiğini savunmuşlardır.

Ayrıca bkz.-> Mavi Hareketi

İKİNCİ YENİCİLER

* 1950’lerde “Garip” akımına tepki olarak çıkmıştır.
* Şiirin düşürüldüğü basitliğe son vermek amacıyla ortaya çıkmıştır.
* Cemal Süreyyaİlhan BerkEdip CanseverTurgut UyarEce AyhanÜlkü Tamer,Sezai Karakoç bu akımın öncüleridir.
* Sözcüklerin anlamı değil söylenişi önemlidir.
* Her şey insanla başlar insanla biter.
* Şiirin kendine göre bir dili olmalı.
* Şiir diğer edebi türlerden kesin çizgilerle ayrılmalı.
* Önemli olan kelimelerin anlamları değil, şairin ona yüklediği anlamlardır.

CUMHURİYET DÖNEMİ EDEBİYATI GENEL AÇIKLAMA

Cumhuriyetin ilanından sonra edebiyatımız, çağdaş anlayışlar doğrultusunda gelişmesini başarıyla sürdürmüştür. Cumhuriyetin ilk yıllarında “Beş Hececiler” olarak adlandırılan şairler topluluğu, en parlak dönemlerini yaşamaktaydı. Yine bu yıllarda Kurtuluş Savaşı’nın etkisiyle edebiyatta genel olarak Anadolu’ya bir yönelim başlar.

Bu dönemin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

1- Yazı diliyle konuşma dili arasındaki fark ortadan kalkmış dildeki sadeleşme çabaları aralıksız olarak sürmüştür.

2- Edebiyatımız bu dönemde toplumcu bir karakter kazanmış gerçekçi bir anlayış güdülmüştür.

3- Aruz ölçüsünün yerini hece ölçüsü almış, şiirlerde de günlük konuşma dili kullanılmıştır. Yine bu dönemde şiirin biçimce daha da serbestleşmesi sağlanmıştır.

4- Şiir, roman, hikaye ve tiyatro gibi türlerde önemli gelişmeler olmuştur.

5- Cumhuriyetin kuruluşuyla 1940 (İkinci Dünya Savaşı) yılları arasında eser veren şair ve yazarlar genellikle daha önceki Milli Edebiyat akımının etkisinde tam anlamıyla “yerli” ve “halka doğru” ; veya Batı’nın, özellikle Fransız edebiyatının etkisinde kişisel yollarında yürümüşlerdir.

Yine bu dönemde (1928) ortaya çıkan “Yedi Meşaleciler”, “Beş Hececiler” gerçeklere dayanmayan “memleket edebiyatı” anlayışına sahip olmakla suçlamışlardır. Amaçları “canlı, samimim ve gerçekçi olmak” şeklinde açıklamışlardır. “Yedi Meşaleciler” adını almalarının nedeni ise “Yedi Meşale” adlı derginin etrafında toplanmış olmaları ve bu adla ortak bir yapıt yayınlamalarıdır.

Bu sanatçılar şunlardı (Yedi Meşaleciler):

Vasfi Mahir KOCATÜRK
Ziya Osman SABA
Sabri Esat SİYAVUŞGİL
Cevdet Kudret SOLOK
Yaşar Nabi NAYIR
Kenan Hulusi KORAY
Muammer Lütfi BAHŞİ

1940 SONRASI EDEBİYATI

İkinci Dünya Savaşı sonrasında “insan”, “yaşam” ve “dünya” arasında güvenilir olmayı gerektirir; yeni ortaya çıkan dünya görüşleri; sanat anlayışımızda köklü değişikliklere yol açar.

Hikaye, roman ve tiyatro eserlerinde “yurt” ve “köy” sorunlarına yönelim başladı.

1940 yılında Orhan Veli Kanık, Melik Cevdet Anday, Oktay Rıfat Horozcu, “Garip” adlı bir şiir kitabı yayınlayarak yeni bir hareketi başlattılar. Buna “I. YENİ ŞİİR HAREKETİ” adı verildi. Amaçları, şiirde iç ahengi yakalamtır. Dış ahenk ögesi olan ölçü ve uyağa önem vermezler. Söz sanatların şiir için zararlı bulmuşlar ve şiirin kaynağının bilinçaltı olması gerektiğini savunmuşlardır. “Şiir halka seslenmelidir” anlayışıyla günlük hayatta olan her şeyi şiire konu olarak almışlardır.

Daha sonraları ortaya çıkan ve “İKİNCİ YENİLER” adı verilen şairler ise “şiir için sanat ” anlayışına dayanan, sürrealizmden daha aşırı bir soyutlama anlayışını sürdürmüşlerdir. Bu sanatçılardan bazıları şunlardır: İlhan Berk, Turgut Uyar, Edip Cansever, Cemal Süreya, Ece Ayhan.

1940’tan Sonraki Türk Edebiyatında Roman ve Hikayede Sosyal (toplumsal)Gerçekçiler:

Bu akım ; bir meseleyi, bir derdi ortaya koyarak, topluma faydalı olmak istiyordu. İlk ürünleri, Anadolu köy romancılığıdır. Konuları: işçi-ırgat hayatı,sınıf çatışmaları,grev-lokavt gibi durumlar, toprak-su kavgaları…

Toplumsal Gerçekçiler

Önemli Temsilcileri:

Kemal Tahir: Konularını cezaevi yaşantılarından , Kurtuluş Savaşı’ndan, eşkıya menkıbelerinden aldı. Gerçek bir Anadolu romanı oluşturdu.
Eserleri: Roman:Yorgun Savaşçı,Devlet Ana …

Orhan Kemal: Hayatına girmiş yüzlerce kişinin kader ve direnişlerini yazdı. Sürükleyicilik,tabiilik, gerçeklik eserlerinin özelliğidir.
Eserleri :Roman: Murtaza, Hanımın Çiftliği…Tiyatro:72.Koğuş…

Yaşar Kemal: Genellikle Çukurova insanının hayat savaşlarını şiirli bir dille yazdı. Tezli romanı savunur. Folklor unsurları ve güçlü doğa tasvirleri görülür.
Eserleri: Roman:İnce Memet, Yer Demir Gök Bakır, Teneke…

Fakir Baykurt: İçinde doğup yetiştiği köylülerin hayatını yazmıştır.
Eserleri: Roman: Yılanların Öcü, Tırpan, Kara Ahmet Destanı…Hikaye: Can Parası.

Aycıca bakınız-> Toplumcu Gerçekçi Edebiyatın Özellikleri nedir?

Bağımsız Yazarlar:

Halikarnas Balıkçısı(Cevdet Şakir Kabaağaçlı): Konularını daima Ege ve Akdeniz kıyılarından çıkardı.; balıkçıları, sünger avcilarını…işledi.
Eserleri: Hikaye: Merhaba Akdeniz…Roman :Deniz Gurbetçileri..

Haldun Taner: Gücünü gözlem, mizah ve yergiden alan hikayeleriyle tanındı. Epik tiyatro türünde eserler verdi.
Eserleri: Hikaye: Şişhane’ye Yağmur yağıyordu, On İkiye Bir Var…Tiyatro:Keşanlı Ali Destanı, Sersem Kocanın Kurnaz Kocası…

Tarık Buğra: Tek adamın dengesiz, bazen alaycı, bazen acılı tedirginliğini ele alır.
Eserleri:Roman:Küçük Ağa , İbişin Rüyası…

Diğer Bağımsız Yazarlar

Samet Ağaoğlu
Oktay Akbal

Selim İleri 
Cengiz Dağcı
Füruzan

Orhan Pamuk

Tiyatro

Vedat Nedim Tör (Kör)
Turgut Özakman (Duvarların ötesi, Sarı Pınar)
Güngör Dilmen (Midas’ın Kulakları )
Sermet Çağan (Ayak Bacak Fabrikası)
Cevat Fehmi Başkut (Paydos, Buzlar Çözülmeden, Harputta Bir Amerikalı)

Deneme ve Eleştiri

Nurullah Ataç: Deneme, eleştiri yazdı. Çeviriler yaptı. Türkçe’nin özleşmesi için yılmadan savaştı. Yeni bir dil ve anlatım biçimi yarattı.
Eserleri:Günlerin Getirdiği, Okuruma Mektuplar…

Suut Kemal Yetkin: Edebiyatın çeşitli konularında özlü ve açık bir anlatımla yazdı.
Eserleri:Denemeler, Edebiyat Konuşmaları…

 

Toplumcu Gerçekçi Edebiyatın Özellikleri nedir?

– Toplumcu gerçekçi şiirserbest nazım özellikleri taşır.
– Toplumcu gerçekçi şiir, ideolojik içerikli bir şiirdir.
– Toplumcu gerçekçi şiir, o güne kadar görülmemiş, denenmemiş bir görsellik, karmaşık biçimli teknikler barındıran bir şiirdir.
– Politik bir içerik taşıması şiirin etkileme ve belirleme gücünü yükseltmiştir.
– Şiirdeki paralel, simetrik akışlar ve kırılmalar Rus şair Mayakovski’den gelen yansımalardır.
– Materyalist ve Marksist bir dünya görüşü üzerinde temellendirilmiştir.
– Toplumcu gerçekçi edebiyat, halkçılık, köycülük kavraları ile hümanist bir düşünce etrafında şekillenen bir edebiyattır.
– Toplumcu gerçekçi anlayışın ekseninde “insan, toplum ve üretim ilişkileri” vardır.
– Toplum için sanat anlayışı vardır.
– Sanatkâr toplumun ruh mühendisidir.
-Toplumcu gerçekçi edebiyat eğitsel bir işlevle yüklüdür. Sosyalist bireyselliğin geliştirilmesi bu edebiyatın ana amacıdır.
-Sanat her türlü dinsel ve töresel bağlardan kurtulmalıdır.
-Toplumcu gerçekçi edebiyat, programa dayalı ve tezi olan bir edebiyattır.
-Toplumcu gerçekçi edebiyata iyimser bir bakış açısı egemendir.
-Toplumcu gerçekçi edebiyatta insanı belirleyen en temel öge kollektivizmdir.
– Nazım HikmetBeşir FuatHoca Tahsin EfendiAbdullah CevdetErcüment Behzat Lav ve Kadro dergisi yazarları (Şevket Süreyya AydemirVedat Nedim Tör ) bu edebiyat anlayışının öncüleridir.

Toplumcu Gerçekçiler (öykü-roman)

Önemli Temsilcileri:

Kemal Tahir (1910- 1973) : Konularını cezaevi yaşantılarından , Kurtuluş Savaşı’ndan, eşkıya menkıbelerinden aldı. Gerçek bir Anadolu romanı oluşturdu.
Eserleri: Roman:Yorgun Savaşçı,Devlet Ana …

Orhan Kemal (1914-1970): Hayatına girmiş yüzlerce kişinin kader ve direnişlerini yazdı. Sürükleyicilik,tabiilik, gerçeklik eserlerinin özelliğidir.
Eserleri :Roman: Murtaza, Hanımın Çiftliği…Tiyatro:72.Koğuş…

Yaşar Kemal (1923- .) : Genellikle Çukurova insanının hayat savaşlarını şiirli bir dille yazdı. Tezli romanı savunur. Folklor unsurları ve güçlü doğa tasvirleri görülür.
Eserleri: Roman:İnce Memet, Yer Demir Gök Bakır, Teneke…

Fakir Baykurt (1929-1999): İçinde doğup yetiştiği köylülerin hayatını yazmıştır.
Eserleri: Roman: Yılanların Öcü, Tırpan, Kara Ahmet Destanı…Hikaye: Can Parası.

Ayrıca bkz.>> 1960 ve 1970’lı yılların toplumcu şairleri kimlerdir?

Toplumcu Gerçekçilik/ Toplumcu Gerçekçilik Akımının Kaynakları

Toplumcu gerçekçiliğin boyutlanmasında Birinci Dünya Savaşı’yla, onun ardından gelen Rusya’daki Ekim ihtilali’nin etkisi vardır. Anamalcı (kapitalist) toplum düzeninin, yeni bir toplum düzenine dönüştürme sürecini başlatacak düşüncelerin yaygınlaşmasına, bu düşüncelerin yazınsal ürünlerin dokusu içinde yer almasına yol açmıştır. Şöyle de denebilir, anamalcı düzenin çok yönlü bir eleştiri yapma, bu düzenin yerini alacak olan toplumcu (sosyalist) düzeni gösterme eğilimi güçlendi.

Toplumcu gerçekçilik Marksist dünya görüşü üzerine oturan, dünyayı ve insanı bu görüş doğrultusunda algılayan bir yazınsal akımdır. Toplumsal çatışmayı ve bu çatışmanın insan üzerindeki etkilerini yansıtır. Bu yansıtımın en güzel örnekleriGorki‘nin çizdiği insan manzaralarında görülebilir. Anamalcı düzenin yırtıcılığını geleceğe olan inanç ve iyimser bir yaklaşımla öykülerinde ve romanlarında sergilemiştir. Bunu yaparken insanın hem kendisini hem çevresini değiştirebileceği gerçeğini, kendi yazgısının demircisi olduğu gerçeğini vurgulamıştır, insana “kendi kendisinin efendisi olabilmesi için” savaşması gerektiğini nedenselliğiyle birlikte göstermiştir. Anlatımını bu yönde biçimlendirmiş, şiirsel, açık ve yalın, gülümseyen bir temel üzerine oturtmuştur. “Serseriler”, “Stepte”, “Yaşanmış Hikâyeler” adlıöykü yapıtlarında, kendi özyaşamöyküsü üzerine yasladığı “Ekmeğimi Kazanırken”, “Benim Üniversitelerim”, “Çocukluğum” üçlemesinde Gorki’nin, daha doğrusu toplumcu gerçekçiliğin bu yönü bütün boyutlarıyla görülebilir. “Ana”, “Artamonovalar”, “Kum Samgin’in Hayatı”, “Foma…” gibi roman türündeki yapıtlarıyla “Ayaktakımı Arasında”, “Küçük Burjuvalar” adlı oyunlarında Rusya’daki kentsoylu sınıfın çöküşünü, daha kapsamlı bir deyişle yaşadığı dönemdeki Rusya’nın iç ve dış yapısını bireşimsel bir yöntemle aydınlatır.

Toplumcu gerçekçilik yazında ideolojik boyutun ağır basması, güzelduyusal ve sanatsal yönlerin arka plana atılması demek değildir. Tam tersine ideolojik ilkelerle güzelduyusal ilkelerin bir kâğıdın iki yüzü gibi ayrılmaz bir biçimde bileşimini içerir. Bu yönden yaşamı zenginliklerinden soyarak anlatmaya, şematizme ve şablonculuğa temelde karşıttır, insanı algılayış ve yansıtış yönünden de böyledir bu. Çünkü insan içinde bulunduğu toplumsal çevrenin ürünü olarak duyan, düşünen, tasarlayan bir varlıktır.

Toplumculuğun toprağında boy atıp gelişen bir akımdır toplumcu gerçekçilik. Bu yönden bireyle toplumsal düzen ve yapı arasındaki çatışmayı yansıtma yerine bu çalışmayı ortadan kaldıracak, bireylerin gelişmesine olanak sağlayacak; onları ruhsal ve fiziksel çöküşten, aktöresel yozlaşmadan kurtaracak bir düzeni yansıtmayı amaçlar. Bu yönüyle de eleştirel gerçekçilikten ayrılır. Eleştirel gerçekçilikte bireyin kendini tüketen koşullara karşı nasıl direndiği, başkaldırdığı gösterilmeye çalışılır. Toplumcu gerçekçilikteyse bu bireysel direnti, bu bireysel başkaldırı kitlesel bir genişiîk kazanır. Kitleler girer romana, oyuna, öyküye. Böylece yazınsal yaratıların insan dokusu değişir. Nitekim Gorki gibi toplumcu gerçekçiliğin işçilerinden ve kuramcılarından biri sayılan Mihail Şolohov yapıtlarıyla akımın bu yönsemesini somutlamıştır.

Toplumcu gerçekçilikte karaktere hangi açılardan bakılır?
B. Suchkov Gerçekçiliğin Tarihi adlı yapıtında bu soruyu değişik boyutlar içinde değerlendirirken şunları söyler: “Sosyalist gerçekçilik, karaktere, her şeyden önce çok çeşitli toplumsal etkilerin şekillenmesine yardım ettiği bireysel bir fenomen olarak bakar. Bu bakımdan sosyalist gerçekçilik, eleştirel gerçeklikte görülen karakter kavramını miras olarak alıp geliştirir. Ne var ki tam bu noktada bu iki yöntem arasındaki benzerlik kesilir, çünkü, sosyalist gerçekçilik, kahramanın karakterindeki toplumsal başafı (sosyal dominant’ı) algılar ve açığa koyar, ki burada, bireyin, hayatın dönüşüme uğratılmasıyla, hayatın tarihsel hareketi ve değişmesiyle, insan ruhundaki tutku, çıkar ve eğilimlerin mücadelesini önceden belirleyen ve koşullandıran etkenlerle ve insanın yaşadığı çağın toplumsal mücadele ve çatışmalarıyla olan bağıntısı yatar. Bilinçli historisizm, sosyalist gerçekçi yazarın, karakterde ki toplumsal başatı (dominant’ı), kendi manevi gelişmesinin temel bir etkeni olarak görmesini sağlar. Sosyalist gerçekçi edebiyat. Karakterlere büyük bir çoğunluk ve değişkenlik getirmiştir; çünkü, sosyalist gerçekçi edebiyat, yeni toplumsal ilişkilerin kurulması karmaşık sürecini ve kitlelerin yeni toplumsal farkındalığını yansıtabilmiştir. Sosyalist gerçekçi edebiyat, birey ile toplum arasındaki eleştirel gerçekçiliğin yapmış olduğundan çok daha karmaşık ilişkilerin bir çözümünü ve araştırılışını temsil eder.”

Toplumcu gerçekçilikte kahraman ülküleştirilmez, içinde bulunduğu toplumsal koşullar ve İlişkiler içinde ele alınır. Ancak bu koşullar ve ilişkileri kişiliğini geliştirme yönünde değiştirmeye savaşır. Kendi kişisel çıkarını toplumsal çıkarlarla bütünleştirmiş bir kişidir o. Terimsel bir adlandırmayla söyleyelim: Olumlu kahramandır. “Olumlu kahramanın güzelliği, sadece belirli ideal nitelikleriyle ortaya çıkmaz, bu niteliklerin iç çatışma ile biçimlenişi, bu niteliklerin pekişmesini engelleyecek her şeyi alt eden sağlam, ilerici güçlerin ve eğitimlerin zaferi ile kahramanın güzelliği anlatıma kavuşur.” öyle ki kahramanın bu gelişim süreci, okuyucuyu etkileyecek, onun da bu kahraman gibi bir gelişim göstertebileceği düşüncesi okuyucuda oluşacaktır.

Olumlu kahraman yaratma, geleceğin sınıfsız toplumunu sezdirtme toplumcu gerçekçiliğin kuşatımı içinde yer alan özelliklerdir. Bu noktada coşumculuğa (romantizme) yaklaşır yer yer. Ama bu geleneksel coşumculuktan ayrı bir renk taşır. Erişilmeyecek bir düşün ardında değildir toplumcu gerçekçilik. Geleceğe yönelik, düşle beslenmiş imgeler ve coşkusal öğeler içerdiği içindir ki coşumculuğa yaklaşmadan söz edilebilir.

Toplumcu gerçekçilik sanata ve yazına nasıl bir işlev yüklemektedir? Tartışma gündeminde olan bir sorudur bu. M. Şolohov, Nöbet Ödülü konuşmasının bir yerinde bu soruyu getirerek sözü, şunları söyler:

“Okuyucuya namuslu söz söylemek, halka doğruyu anlatmak, gerçeği anlatırken kimi zaman sert ama her zaman yürekli olmak, insanların yüreğine gelecek adına, kendi güçleri adına, geleceği biçimlendirmedeki yetenekleri adına güçlü inanç satmak. Bütün dünyada barış için mücadele etmek ve yazdıkları kanalıyla yazılarının ulaşabileceği her yerde barış savaşçıları yetiştirmek, insanları ilerlemek için duydukları soylu ve doğal isteklerinde birleştirmek. Sanat, insanların kafalarını ve yüreklerini etkileyecek büyük güce sahiptir. Bir insanın sanatçı tanımına hak kazanması için, bu gücü, insanların ruhunda güzeli yaratmaya yönelmesi, insanlığın iyiliğine yöneltmesi gerektiğine inanıyorum.”

Emin Özdemir/Yazın Akımları özel Sayısı

2 Responses to "Cumhuriyet Dönemi Genel Özellikleri ve Şairler"

Post Comment