ÖĞRETMEN ölümleri dursun, devlet sözünü tutsun!

ÖĞRETMEN ölümleri dursun, devlet sözünü tutsun!

Sizi son kez rahatsız ediyoruz’! – Nihal Kemaloğlu

Genç öğretmenlerimiz birbiri ardına karanlığın içine atlayıp çekip giderken, yaşlı ve arsız düzen, bu intiharların aslında onların hayatlarından cayarak bize okumamız için bıraktıkları metinler olduğunu bile anlamıyor.

Türkiye’nin hanidir sırtını döndüğü genç öğretmenlere hayatlarında adım atırmayıp ama ölüme atlamaya cesaretlendiren ‘öğretmen atama sisteminin’ bu gençlere ‘siz bu esnek takvimde yoksunuz’ ve ‘işe yaramazsınız’ mesajının kara bilançosu 30 öğretmene vardı.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir KPSS sınavından diğerine, bir atama tarihinden bir yıl sonra başka bir tarihe çekiştirerek yıllarca yorduğu, oyaladığı öğretmenlerin intihar haberleri umutsuz ve işsiz eğitimli yüz binlerce gencimizin iç paralayıcı çığlıklarının veda notları değil mi? Devletin eğitim fakültesinden aynı diplomayla mezun olan öğretmenleri kadrolu, ücretli, vekil öğretmenlik statüleriyle rekabetçi ve hiyerarşik biçimde tasnif edip, aday öğretmenlerin önüne de KPSS denen şaibeli sınav garabetini dayayıp paralarını, canlarını beş-on yıl tüketirken Milli Eğitimimiz de onca öğretmenden özel okullara öğretmenlerden ‘mevsimlik’ işçi nasıl tasarlanır projesini gerçekleştiriyor.
Öğretmen Ceyda, Antalya’da 4. kattaki balkonundan, Pelin, İzmir’de 5. kattaki evinden, üç fakülte mezunu Adem, Trabzon’da 1.5 yaşında çocuğunu bırakıp 5. kattan aşağı doğru süzülürken acaba bir an için ‘belirsiz geleceklerinden’ kurtulduklarını mı sanmışlardı?…
Adem hayatından vazgeçtiği gün iş başvurusu yaptığı çay ocağından da ret cevabı almıştı… Ceyda’nın ise özel dershanede bulduğu işin aylık ücreti 300 TL’ydi…
Adana’da DSİ’nin su kanalında bulunan kadın cesedi Elif İşler’e aitti. Elif’in aylarca çalıştığı KPSS sınavı kötü geçmişti ve herhalde bir daha KPSS’ye hazırlanacak takatı kalmamıştı genç öğretmenin…
Ya da KPSS’yi kazanan ama sınav ‘kopyacılar yüzünden’ iptal edilince Osmaniye’de başına tabancayla ateş eden Vekil Öğretmen Veli Kürklü, önündeki yegane çıkışın kim bilir daha kaç yıl kapandığını mı öngörmüştü?
Yazın İstanbul’da inşaatlarda çalışarak hazırlanmak için KPSS seti alan 26 yaşındaki Mustafa Kaya, geçen hafta Diyarbakır’daki köyünde tavana önce kemerini, sonra kravatını sonra kendisini asmıştı.
Mustafa dört yıl önce Eğitim Fakültesi’nden mezun olmuştu, iki yıl ücretli öğretmenlik yapmıştı, ataması yapılmadığı için üzüntüsü sınırsızdı.
Şimdi Mustafa’ya okumayı öğreten köydeki ilkokulun yanında, ailesinin Mustafa için kurduğu taziye çadırı duruyordu.
Diyarbakır’ın İncehıdır Köyü’nde dünyaya gelen Mustafa’yı 16 yıllık eğitiminin ardında bekleyen dünya, ona ayda 12 gün sigorta yaparak 200 yılda emekli olacağı 500-600 TL’lik ücretli öğretmenliği dayatıyordu…
Ve şimdi atanamayan öğretmenler ‘sizi son kez rahatsız ediyoruz’ ricasıyla kamuoyu aracılığıyla devlete seslenip Kasım 2010 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın bizzat onlara tek seferde 55 bin öğretmen alma sözünü tutmasını talep ediyorlar…
Devletin geçen yıl KPSS sınavından bir ay önce 30 bin üç gün önce de 6 bin öğretmen alımıyla daha sınava girmemiş adayların nasıl mağdur edildiğini anlatıyorlar…
Bu yıl da KPSS’ye girecek olanların haklarını ‘kırpmadan’ haziran ayında söz verilen 55 binden geri kalan 28 bin atamanın yapılmasına önemle dikkat çekiyorlar…
Ve MEB’ının resmi sayılarına göre 60.000 bin olan ücretli öğretmenliği yani ‘kölelik koşullarında öğretmenliğin’ kaldırılıp öğretmenliğin onuruna yakışan, öz saygılarını koruyan sosyal haklarıyla hayatlarında var olmak istiyorlar…
Çaresizliğe ve umutsuzluğa terk edildiği için ‘tükenerek’ ölüme giden genç öğretmenlerin vebali de insana değil, kara saplanmış bu düzende bizlerle yaşamaya devam ediyor…

Akşam / 12.04.12

Post Comment