Milli Eğitimin Üvey Evladı ,Teknik Eğitim

Milli Eğitimin Üvey Evladı ,Teknik Eğitim

Bu yazıda milli eğitim bakanlığının üvey evlat muamelesi yaptığı teknik öğretmenlerden bahs edelim , kimdir bu teknik öğretmenler ?

TEKNİK ÖĞRETMEN
Teknik Öğretmen Unvanı

Teknik öğretmen; Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Mesleki-Teknik Orta Öğretim Kurumlarında yöneticilik ve atölye-meslek dersleri öğretmeni olarak, kamu kurumları ve özel sektör kuruluşlarında ise teknik personel olarak görev yapan, dünyadaki eşdeğeri uygulama veya teknoloji mühendisi olan, unvanı 1992 yılında 3795 Sayılı Kanunla tanımlanmış kişidir. İlk teknik öğretmenler 1941 yılında Ankara’daki Yüksek Teknik Öğretmen Okulu’ndan mezun olmuşlardır. Ülkemizdeki 1941 yılından bugüne kadar 19 Teknik Eğitim Fakültesinden mezun olmuş yaklaşık 200 bin teknik öğretmen bulunmaktadır.
Çalışma Alanları
Teknik öğretmenlerin çalışma alanlarını; Milli Eğitim Bakanlığı ve kamu kurum-kuruluşları, iş piyasası ve üniversiteler olmak üzere dört’e ayırmak mümkündür.
Teknik öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı mesleki-teknik orta öğretim kurumlarının yanı sıra, sanayici-yatırımcı olarak veya kamu-özel sektöre ait kurum ve kuruluşlarda teknik personel ve yönetici olarak, üniversitelerde ise akademisyen olarak görev yapabilmekte , ülke eğitimine, üretimine, yönetimine önemli katkılar sağlaması gerekirken maalesef atanmama,kadroda yer vermeme ,tanınmama sorunları yüzünden bahsini ettiğimiz hiçbir alanda istihdam edilmemekte ve tamamen kaderine terk edilmiş bir durumdadır.

 

YAŞANILAN MAĞDURİYETLER

28 ŞUBAT SÜRECİ

Milli Güvenlik Kurulu, 28 Şubat 1997 tarihinde gerçekleştirdiği toplantıda irticayı birinci tehdit olarak nitelemiş ve Kurulda alınan 18 maddelik kararı gerekli düzenlemelerin yapılması istemiyle dönemin siyasi iktidarına bildirmiştir. Bu düzenlemelerden birisi de; Yükseköğretim Kurulunun 30.07.1998 tarih ve 1998/8-90 sayılı kararıyla 2547 sayılı Yükseköğrenim Kanunu’nun 45. maddesi kapsamında, ÖSYM yönetmeliğinde yapılan değişikliklerdir.

Bu değişikler sonucu katasayı mağduriyetleri yaşanmış , mesleki teknik okul öğrencileri isteseler ve o dönemde yapılan öss sınavında birinci dahi olsalar mühendislik ya da başka istedikleri bölümlere girmeleri neredeyse imkansızdı.

Bizler de bu sürece denk gelen bir nesil olarak yapabilecek olduğumuz başka hiçbirşey olmadığı için lise yıllarında ki eğitimimizin ardından üniversite tercihlerimizi Teknik Eğitim Fakültelerinden yana kullanmak zorunda kaldık.Ve bu zorunlu tercih şu ana kadar yaşadığımız sıkıntılarımızın nedenidir.

 

MEB DE ATANMAMA SORUNU

Teknik öğretmenlerin istihdam edilmesi gereken en önemli ve etkin birim olan milli eğitim bakanlığı maalesef uzun yıllardır mesleki eğitimin ve teknik eğitimin mağduriyetlerini gidermediği gibi 1999 sonrası artarak devam eden atanmama sorununa çözüm bulma gayreti de yoktur.28 şubat süreci ile başlayan ve ülke ekonomisine ve geleceğine vurulmuş en etkin ve acı darbe olan teknik ve mesleki eğitimin itibarsızlaştırılması ve önemsenmeyişi gün geçtikçe yeni sorunlar doğurmakta ve eğer ivedi adımlar atılmaz ise bu sorunlar giderek ülkemizin artarak devam eden tüketim toplumuna dönüş hızını arttıracaktır.

Bir ülkenin ekonomisinin en temel taşı olan üretim sektörünü ve ticarete büyük zararlar verecek ,sosyal,iktisadi,toplumsal olayları tetikleyecek ve ülkemiz için karanlık günleri getirecektir.

 

Niçin Mesleki Eğitime Önem Verilmeli ?

Günümüzde ülkelerin kalkınmasında öne çıkan üretim faktörleri; bilim, teknoloji ve nitelikli iş gücüdür. Bu faktörler içerisinde “nitelikli iş gücü” diğerlerine mutlak katkıyı sağlayacak konumdadır. Ülkeler, uygun bir öğrenme süreci içerisinde nitelikli iş gücüne sahip olabilmek için ya Mesleki ve Teknik Eğitime yatırım yapmak ya da bu gücü ülke dışından karşılamak durumundadırlar. Nitelikli iş gücünün diğer ülkelerden karşılanması hem pahalı olmakta, hem de ülkelerin menfaatleri için çeşitli güçlükleri beraberinde getirmektedir. Ülke insanına yapılacak yatırım bu noktada en doğru seçenek olmaktadır

Ayrıca geliştirilecek uygun politika ve yaptırımlar ile nitelikli iş gücünün ilgili alanlarda istihdamı da son derece önemlidir. Nitelikli hale getirilmiş fakat çeşitli sebeplerden dolayı etkin olarak kullanılamayan işgücü için yapılan yatırımın, ülke için bir katma değeri bulunmayacaktır.
Mesleki yönlendirme, özellikle demografik yapısı bizim gibi çok genç olan ülkelerde son derece önemlidir. Bu konuda bireylerin ilgi alanlarının belirlenmesinde cinsiyet, kültür, milli ve manevi değerler, küreselleşme gibi faktörler başta olmak üzere birçok değişkenin göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

 

Mesleki eğitim diğer eğitim alanları ile birlikte ayrıcalıklı bir önem arzetmekte iken bunca insan meslek liselerinde ,teknik liselerde ,Anadolu teknik ve meslek liselerinde okuyup sonra da sistemin zorlaması neticesinde herhangi başka bir tercih hakkı bulunmaksızın Teknik Öğretmen olmaya –dibsiz bir kuyuya atılır gibi –itilmiş bugun sayısı 100 000 e yaklaşan mağdurların oluşmasına neden olunmuş ,devletin bu alanlarda öğretmen yetiştirmek için harcamış olduğu milletin parası heba edilmiş ,insanların bilinmezliklerle dolu günler yaşamasına neden olunmuş ve bu mağduriyetlerin giderek artmasına göz yumulmuştur.

 

Meb bakanlarımız Ömer Dinçer ve Nabi Avcı nın yapmış oldukları açıklamalar incelendiğinde önümüzde ki 10 yıllık periyotta ihtiyaç duyulan öğretmenlik alanlarına ilişkin bildirimlerinde maalesef teknik eğitime ilişkin hiçbir açıklama olmadığı gibi yıllardır atama oranları yüksek olan bölümler norm fazlalığına rağmen burada yer almaktadır.

Avcı: 10 yıllık öğretmen ihtiyacı hesaplandı

Bakan Avcı, “Öğretmen İstihdam Projeksiyonları Stratejileri ve Sistemlerinin Geliştirilmesi Projesi” kapanış toplantısına katıldı.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, gelecek on yıllık süreçte öğretmen eğitimi ve istihdamını planlamak amacıyla hazırlanan öğretmen projeksiyonunun, temel eğitim ve orta öğretim kademesinde kamu ve özel okullarında 2023 yılına kadar ihtiyaç duyulacak öğretmen sayılarını, alanlar ve iller bazında hesaplandığını belirtti.

Bakan Avcı, toplantı çıkışında yaptığı açıklamada, önümüzdeki 10 yıl boyunca hangi alanda, hangi nitelikte ne kadar öğretmene ihtiyaç olacağını önceden öğrenebilmek amacıyla yapıldığını, verilerle önümüzdeki 10 yılda branşlara göre ihtiyaçlarının daha rahat görülebileceğini bildirdi.

-Öğretmen ihtiyacının 140 bine ulaşacağı tahmin ediliyor

MEB İnsan Kaynakları Genel Müdürü Hikmet Çolak ise kamunun çalışanlarının 3’te 1’inin öğretmen olduğunu belirterek, yaklaşık 776 bin öğretmen bulunduğunu söyledi.

Mayıs ayı itibariyle 127 bin öğretmen ihtiyacı olduğunu, bu sayının 140 bine ulaşacağını tahmin ettiklerini anlatan Çolak, 775 bin öğretmenin, 160 bininin son 10 yılda istihdam edildiğini dile getirdi.

KPSS’ ye girip de atama bekleyen öğretmen adayının 296 bin 500 civarında olduğuna dikkati çeken Çolak, öğretmenlik okuyan öğrenci sayısının da 744 bin kişi olduğunu, sürecin iyi yönetilememesi halinde bir kaç yıl sonra çalışandan daha çok atama için bekleyen insan ile karşı karşıya kalınacağına işaret etti.

 

 

-En çok sınıf öğretmenliği istihdam sağlıyor

MEB-İKOP Projesi Akademik Koordinatörü, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Gönül Akçamete, MEB’in kapısında KPSS puanı geçerli yaklaşık 180 bin adayın bulunduğunu belirterek, 2023 yılında tüm alanlar dikkate alındığında MEB’in yaklaşık 1,1 milyon öğretmene ihtiyacı olacağını bildirdi.

 

 

 

MEB’in 2020 yılındaki istihdamına denk bir arza neredeyse şimdiden ulaştığına dikkati çeken Akçamete, şunları kaydetti:

 

 

“Şu anda MEB’in yalnızca Türk Dili ve Edebiyat, din kültürü ve ahlak bilgisi, tarih, rehber öğretmen, felsefe, matematik, ikinci yabancı dil, coğrafya, biyoloji, müzik İngilizce, fizik, kimya veya kimya teknolojisi öğretmenliklerinde kontenjan artışına ihtiyaç var. 2012-2023 yılları arasındaki öğretmen talep projeksiyonuna göre 25 temel branştaki öğretmen sayısının 668 binden 928 bine yükselmesi bekleniyor. 2012-2023 döneminde en çok istihdam sağlayan ilk beş alan sırasıyla sınıf öğretmenliği 246 bin, İngilizce öğretmenliği 75 bin, okul öncesi öğretmenliği 62 bin, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği 51 bin ve Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği 58 bin olacak. Bu dönemde bilişim teknolojileri ve sınıf öğretmenliği dışındaki tüm alanlarda istihdamın artacağı tahmin ediliyor.”

-Öğretmen istihdamının önümüzdeki 10 yılda 200 bin artması bekleniyor

Yıllık ortalama istihdamın 30 binin üzerinde gerçekleştiğini, mezun sayısına bakıldığında ise 40 binin üzerinde arz bulunduğunu anlatan Kavak, bu arz ve talepteki farkın, KPSS’ deki bekleyenleri ortaya çıkardığını ifade etti. 2012-2023 yıllarına bakıldığında orta düzey senaryoya göre, tüm branşlar dikkate alındığında 731 binden 1 milyona, 25 temel alan dikkate alındığında ise 754 binden 953 bine yükseleceğinin tahmin edildiğini anlatan Kavak, yani öğretmen istihdamının önümüzdeki 10 yıl boyunca yaklaşık 200 bin artmasının tahmin edildiğini dile getirdi.

 

Bu bildirim ve çalıştaylarda meslek liselerinden ve mesleki eğitimden bahis dahi edilmemiştir,ayrıca bu söylemlerde bir soru aklımıza gelmektedir ,2003 tarihi itibari ile değerlendirdiğimizde bile bunca kadro sıkıntısı varken,eğer istihdam fazlası teknik öğretmenler var ise neden bu bölümler kapatılmamış,farklı alanlara insanların yönlendirilmesi sağlanmamıştır ?

Ve böylelikle bugün sayıları on binleri bulan öğretmenlik, eğitimcilik dışında hiçbir vasfa sahip olmayan ve olamayan – yaş itibari ile kimse 25 yaşından sonra bir kişiyi istihdam edip iş öğretmek istememektedir- kitlelerin oluşmasının nedeni de açıkça ortaya çıkmaktadır.

Meb in bütçesinin gereksiz harcamalardan arındırılarak personel alımını attırması ve teknik öğretmenlere de hak ettiği değeri bir an önce göstermesi gerekmektedir.

 

Yorum yazın.