Neden Rehber Öğretmen Olmak İstiyorlar?

Neden Rehber Öğretmen Olmak İstiyorlar?

rehber ogretmen kontenjanlariDaha önceki yıllarda bildiğiniz üzere felsefe mezunlarından rehber öğretmen alımı yapılmıştı. Fakat daha sonra bu durduruldu. Herhangi bir kanun düzenlenmesi yapılmadığı takdirde de bu böyle gidecek gibi gözüküyor.

Aralarında kendi arkadaşlarımında bulunduğu felsefe ve sosyoloji mezunu öğretmenlerimizin gönderdiği bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum.Yazıyı dikkatlice sabırla okumanızı temenni ediyorum.

Bizler felsefe ve sosyoloji öğretmenleriyiz..Hepimiz gerek dershanelerde gerekse devletimizin öngördüğü gibi ücretli olarak devletin okullarında rehber öğretmenler olarak çalışmaktayız. Bu işi alnımızın akıyla yüreğimizden gelen heyecanla, şevkle, insana, bireye verdiğimiz değerle fevkalade güzel bir şekilde yapıyoruz.
Günümüzün eğitim-öğretim şartlarında ülkemizde rehber öğretmenlere ne kadar ihtiyaç olduğu tartışılmaz bir gerçektir.Okuduğu okullarda rehber öğretmen yokluğundan dolayı rehberlik hizmeti alamayan ve bir şekilde çeşitli suçlara karışarak okullardan tamamen uzaklaştırılan binlerce öğrenci, Siirt ve Bursa Olayları bizlere okullarda ne kadar ihtiyaç olduğunu açıkça göstermektedir.Yapılan araştırmalarda özellikle doğu ve güneydoğu bölgelerimizdeki illerimiz başta olmak üzere tüm Türkiye’deki rehber öğretmen ihtiyacının milli eğitim bakanımız tarafından 19 bin olduğu belirtilmiştir. . Kaldı ki geçmişte 2003-2004-2011 yıllarında felsefe ve sosyoloji öğretmenleri devlet kadrolarına rehber öğretmen olarak atanmışlardır. Bir araştırma sonucuna göre Şırnak’ta bir rehber öğretmene 3240 öğrenci, Şanlıurfa’da 2934 öğrenci, Ağrı’da 2574 öğrenci, Batman’da 1925 öğrenci Muş’ta ise 1905 öğrenci düşmektedir.Bu sayılar diğer illerimizde de çok farklı değildir.Bilindiği gibi rehberlik yaşamın başından sonuna kadar sürekli bir faaliyettir.Rehberliğin eksik kaldığı bir eğitim-öğretim de şüphesiz bir yönüyle eksik kalacaktır.Bu düşünceyle Meb okullarında rehber öğretmen olarak görevlendirmeyi arzu etmekteyiz.
GEREKÇELER:
Rehberliğin temelleri, akademik kaynaklarca tarandığında felsefe, sosyoloji ve psikoloji üzerine inşa edilmiş bir alandır. Bu anlamda felsefe grubu öğretmenliği yeterliliğine sahip öğretmenlerin, rehberlik alanında gereken teorik alt bilgiyi edinerek bu alanda çalışmaları mümkündür. Dikkate alınması gereken bir başka nokta ise felsefe gurubu derslerinden birisinin de psikoloji dersi olduğudur. Bu noktada felsefe gurubu öğretmenliği salt felsefe öğretmenliği değildir.
Bunun yanında Türkiye’deki rehberlik ihtiyacı son günlerdeki olaylar incelendiğinde (Siirt örneği) sosyolojik yanıyla da ön plana çıkmaktadır. Nitekim bu olayın aydınlanmasını sağlayan ve Milli Eğitim Bakanı sayın Nimet Çubukçu’nun da taktire şayan gördüğü rehber öğretmen sosyoloji mezunu bir rehber öğretmendir. Bu noktada özellikle YİBO’larda rehber öğretmen olacak öğretmenlerin, iyi bir sosyoloji birikimin sahip olması gerekmektedir.Yine rehberliğin gizlilik, gönüllülük, bireysel farklara saygı gibi temel ilkeleri ilerlemeci eğitim felsefesinin kazandırdıklarıdır.Kaynağı ilerlemeci eğitim felsefesidir (pragmatizm ve varoluşçu felsefenin eğitimdeki karşılığı).Dolayısıyla rehberliğin ilkeleri felsefeciler tarafından bilinen ,geliştirilen ve gerekliliğine inanılan ilkelerdir.
– PDR derneğinin iddia ettiği psikolojik danışma rehber öğretmenlerin zaten okullardaki kritik görevlerinden değildir ve mesleğin adı Rehber Öğretmenliktir. Bahsedilen psikolojik danışma PDR mezunlarının da kolay kolay yapabileceği bir iş değildir. Bu konuda adres olarak RAM’lar gösterilmektedir. ( Kaynak olarak Türkiye’de bu alanın kurucularından olan Sayın Yıldız KUZGUN’un Psikolojik Danışma Ve Rehberlik adlı kitabına bakılabilir). RAM’lardaki psikologlar, psikolojik danışmanın adresidir. Kişilik bozuklukları, davranış problemleri, korku ve kaygılar, nevrotik tutumlar vs. amaçlı psikolojik danışma ehliyeti Yüksek Öğrenim Kurumu tarafından PDR bölümlerine verilmemiştir. Dolayısıyla lisans eğitimine ve alınan derslere bakıldığında PDR bölümleri de psikolojik danışma yapamazlar. Bunun yanında zaten okullar da psikolojik danışmanlık yapılacak yerler değildir. Okullardaki rehber öğretmenlerin görevi bu ihtiyacı olan öğrencileri ilgili adreslere yönlendirmektir.
Ülkemizde hala süregelen bazı alanlarda öğretmen açığını kapatabilmek amacıyla öncelikle 2003 yılında daha sonra 2011 yılında felsefe ve sosyoloji mezunları yakın alan olan rehber öğretmenliğe, sınıf öğretmenleri sertifika programı ile yakın anadal olan zihinsel engelliler öğretmenliğine atamaları yapılmıştır.Zihinsenl engeliller öğretmenliğine pdr bölümündende alan dışı atama 2011 şubat atamasında yapılmıştır.
AB sürecinde hızlı yol alan ülkemizde mevcut rehber öğretmen açığı 15-20 yılda kapanmayacağı aşikârdır.
– Avrupa ve ABD’de uygulanan eğitimle kaynaştırılmış modelde, rehberlik kazanımları psikoloji öğretmenleri (Türkiye’deki karşılığı felsefe grubu öğretmenliği içindedir-grubun psikoloji kısmı) tarafından sağlanmaktadır. ABD ve Avrupa’da uygulanan modelin adı Uzmanlaşmamış-Merkezileşmemiş modeldir. (Bu model rehberlik hizmetlerini eğitimin bir parçası olarak görmektedir. Bu anlayışa göre rehberliğin amacı, öğrencilerin öğretimden en yüksek derecede yararlanabilmeleri için en uygun koşulları hazırlamak, akıl sağlığını
geliştirici ve koruyucu önlemler almak, öğrencilerin kişisel planlamalar yapabilme ve yerinde kararlar verebilme gücünü geliştirmelerine yardımcı olmaktır. Bu anlayışa göre, rehberlik hizmetleri eğitim programlarının ayrılmaz bir parçası olup, bir okulda öğrenci ile etkileşimde bulunan tüm personel bu hizmetlerin yürütülmesinden sorumludur. Özellikle öğretmenler rehberlik hizmetlerinde birinci derecede rol alan kimselerdir. Bir okulda eğer danışman varsa, rolü, öğretmen ve yöneticilere çalışmalarında yardımcı olmak, hizmetlerde eşgüdümü sağlamak ve toplum kaynaklarını rehberlik hizmetleri için seferber etmektir. Bu anlayışa göre aslında her öğretmen danışmandır, danışmanlar ise öğretmenlerin çalışmalarını kolaylaştıran teknisyenlerdir.
Bu anlayışa göre okulda uzman danışman bulunması zorunlu değildir. Rehberlik hizmetlerinde bilgi vermeye ve grup rehberliğine ağırlık verilir. Psikolojik danışma hizmetleri rehberliğin vazgeçilmez bir öğesi sayılmaz. Rehberlik uzmanları (danışmanlar) rehberlik politikasının saptanmasında hizmetlerin planlanmasında ve yürütülmesinde öğretmen ve yöneticilere, çocuk gelişimi konusunda ise anne-babalara danışmanlık yaparlar.
Bu modelin en önemli yararları; tüm personel rehberlik hizmetlerinde aktif rol alacakları için hizmetlerin yürütülmesi kolaylaşır. Öğretmenler öğrencilerini daha yakından tanımak gereğini duyar ve elde ettiği bilgileri öğretim faaliyetlerinin etkinliğini artırmada kullanabilir. Öğretmenler öğrencilerle daha uzun süre beraber oldukları için öğrencileri daha iyi tanır ve sorunlarına çözümüm bulabilirler.)
– 2003 -2004-2011 yılında rehber öğretmenliğe atanan felsefe grubu öğretmenlerinin rehberlik mesleğini icradaki yetkinliklerinde müfettiş raporlarına ve öğrenci görüşlerine başvurulabilir, hem PDR mezunu hem de felsefe grubu sosyoloji mezunu rehber öğretmenlerin bulunduğu okul-okullarda performans farklılıkları incelenebilir (ki böyle farklar sadece bireysel farklarla sınırlı kalmıştır). Dershanelerde çalışan felsefe sosyoloji mezunu rehber öğretmenler incelenebilir.
Tüm bu gerekçeler göz önüne alındığında ben ve benim gibi felsefe ve sosyoloji mezunlarının rehber öğretmen olarak atanmasının, hem geleceğimiz olan çocuklarımızın, gençlerimizin zihinsel, sosyal, duygusal gelişimine katkı sağlayacağı, hem okul ortamlarının öğrenciler için daha güvenli olacağı ve ciddi bir istihdam açığını da kapatacağı ortadadır.Ülkenin eğitim geleceği için yaptığınız sağduyulu çalışmalara güveniyor,

GEREĞİNİ BİLGİLERİNİZE ARZ EDERİM.
REHBER ÖĞRETMENLİK ALANI İLE İLGİLİ BİR ARAŞTIRMA SONUCU:

(HAYAT BOYUGELİŞİM DERNEĞİ BAŞKANI: ADEM SOLAK)
400 bin öğrenci disiplin ve devamsızlıktan okuldan atıldı
Geçtiğimiz öğretim yılında disiplin ve devamsızlık nedeniyle 404 bin 383 çocuğun okulla ilişiği kesildi ve bunların en az yarısı suça bulaştı.
Hayat Boyu Eğitim ve Gelişim Derneği (HEGEM) Başkanı Adem Solak, 3 yıldır sürdürdüğü Türkiye’nin Suç Haritası çalışmalarında ilginç sonuçlar elde etti. Adem Solak’ın 81 ili gezerek ve Adalet Bakanlığı’nın son verilerinden yararlanarak hazırladığı haritada çarpıcı bilgiler yer alıyor. Solak, okulla ilişkisi kesilen 400 bini aşan öğrencinin yarıya yakınının suça bulaştığını belirtiyor. Suça karışan çocukların yarısının jiletle kendini kestiğini, yüzde 30’unun ise uyuşturucu kullandığını aktarıyor.
2009-2010 öğretim yılında disiplin ve devam gibi nedenlerle okuldan ilişiği kesilen öğrenci sayısı 404 bin 383. Solak, bu öğrencilerin yarıya yakınının suça bulaştığını anlatıyor. Elde edilen verilere göre suça karışan çocukların yarısının ise jiletle kendini kestiğini, yüzde 30’unun da uyuşturucu kullandığını aktarıyor. Adem Solak, Mardin Bilge köyü katliamı raporu, terör örgütü PKK’nın bir numaralı adamlarından Şemdin Sakık ile cezaevinde yaptığı görüşme ve Trabzon’daki rahip Santoro cinayetini yazdığı kitabıyla gündeme gelmişti. Solak, uzun zamandır il il dolaşarak Türkiye’nin suç haritasını çıkarmak için uğraşıyor.
Çalışmanın Türkiye’de bir ilk olduğunu söyleyen Adem Solak, “Daha önce emniyet ya da adliye kayıtları alt alta dizilerek sıralama yapılıyordu. Bu yüzden İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirler ‘en riskli’ ilan ediliyordu.” diyor. Solak, suç haritasını belirlerken; göç, toplam olaylar, faili meçhul sayıları, intihar ve girişimleri, kurumların sahadaki uzmanlar yönünden yeterlilikleri, okullarıyla ilişiği kesilen öğrenci sayıları gibi kriterlerden yararlandığını belirtiyor.Çalışmadaki en önemli bölüm ise hiç kuşkusuz çocuk suçları konusu. Çocuk nüfusuna göre illerin çocuk suçluluk oranlarındaki sıralama Solak’ı bile şaşırtıyor. 63 bin 921 çocuk nüfusu bulunan Eskişehir 3 bin 124 suçla birinci sırada yer alırken onu Balıkesir, İzmir, Aydın, Tekirdağ, Manisa ve Muğla takip ediyor. Listenin en sonunda ise Trabzon, Gümüşhane, Giresun, Adıyaman ve Artvin var. Taş atan çocuklarla gündeme gelen Diyarbakır ise listenin 21. sırasında. Rahip cinayetinden sonra adı şiddet şehrine çıkan Trabzon ise listede 77. sırada. Adem Solak, Doğu ve Güneydoğu’da suça bulaşan çocukların sayısının az olmasını adalet talebinin yetersizliğine bağlıyor. İnsanların kendi hukuklarını kendileri tesis ettikleri için bireysel şikayetlerde mahkemeye başvuranların sayısının az olduğunu kaydediyor. Bu durumu son 2,5 yılın boşanma dava sayılarının hane sayısına oranı da doğruluyor. İzmir’in ilk sırada yer aldığı listede, Antalya, Aksaray, Ankara, Uşak, İstanbul, Muğla, Adana, Mersin, Aydın, Denizli ve Eskişehir ilk sıralarda yer alıyor. Yetişkin suçlarında Antalya ilk sırayı alırken, onu İstanbul, İzmir, Muğla ve Ankara takip ediyor.
3 bin öğrenciye 1 rehber öğretmen düşüyor
Suça bulaşan çocukların önemli bir kısmının okulla ve ailesiyle sorunlar yaşadığını anlatan Adem Solak, okullardaki rehber öğretmen eksikliğine dikkat çekiyor. “Çocukları suçun kenarında dolaşırken kurtarmalıyız. Suç kuyusunda düştüklerinde geç olur.” diyen Solak, çocuğun korunmasına yönelik kanunlarda her 200 çocuğa bir rehber öğretmen düşmesinin istendiğini ama bazı illerdeki rakamların vahim olduğunu aktarıyor. Solak’ın verdiği rakamlara göre
Şırnak’ta bir rehber öğretmene 3 bin 240, Urfa’da 2 bin 934,
Ağrı’da 2 bin 574,
Batman’da bin 925,
Muş’ta bin 905 öğrenci düşüyor.
Listedeki en iyi illerden Tunceli’de 443 öğrenciye bir rehber öğretmen düşüyor.
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda belirtilen amaçlara uygun bireyler yetiştirmek isteniyorsa, okullarda ve diğer sosyal ortamlarda suç ve şiddet önlenmek isteniyorsa bunun yolu açıktır. Şiddetin bu kadar olağan hale geldiği bir dünyada herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Ülkemiz özelinde asıl yapılması gereken, Milli Eğitim Bakanlığı’nın önce her okula yeterince Rehber Öğretmen ataması ve sonra bu “okulda şiddet” rehberini yayınlamasıydı. Aynı şekilde diğer tüm branşların da “gerçek” ihtiyaçlar göz önüne alınarak acilen atanması gerekmektedir.
Biz felsefe ve sosyoloji mezunlarına yönelik Talim ve Terbiye Kurulunun 11/05/2011 tarih ve 3192 sayılı kararı gereğince 2011 yılı sınırlı olmak üzere 3.öncelikli olarak çıkarılan rehber öğretmenlik alanından atanma kararının 12. Maddesinin 1.fıkrası, “.. öğretmen ihtiyacının karşılanamaması durumunda hangi alan öğretmenlerinin yurt içi ve yurt dışı hizmetiçi eğitim yoluyla yetiştirileceği …”gerekçesiyle bu kararın 2012 yılına uzatılmasını talep ediyoruz .
Buna göre öncelik sıralaması:
1.ÖNCELİK: 1-PDR mezunları, 2-Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümü mezunları, 3- Formasyonu Bulunan Psikoloji Bölümü mezunları
2.ÖNCELİK: Psikoloji Bölümü mezunlarından Formasyonu Bulunmayanlar
3.ÖNCELİK: 1-Felsefe G. Öğretmenliği, 2- Formasyonu Bulunan Sosyoloji ve Felsefe bölümlerinden mezun olanlar
Rehber öğretmenlik branşındaki ihtiyacın 1.sırada yer alması ve bu ihtiyacın PDR mezun sayısı ile karşılanamayacak olması, (en son yapılan Şubat öğretmen ataması sonuçlarına göre 148 rehber öğretmenlik kontenjanı boş kalmıştır. Bu durumun tekrarına yönelik önlem alınması için 3. öncelikli atama kararının uzatılması gerekmektedir.)Konu ile ilgili olarak Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının görüşü doğrultusunda alanların özelliğinin göz önünde bulundurulması ve kamu yararının gözetilmesi için bu kararın devam etmesini talep ediyoruz .Nitekim aynı görevi özel sektörde ve milli eğitim bünyesinde felsefe ve sosyoloji mezunları aynı sektörde görev almaktadır’

6 yorum "Neden Rehber Öğretmen Olmak İstiyorlar?"

  1. kesinlikle çok doğru bir yazı olmuş emeğinize sağlık diyorum.Rehberlik alanına 2.öncelik verilmelidir felsefe bölümü mezunlarına. teşekkür ediyoruzz

    Cevap yaz
  2. bu yazıyı yazandan ve öğrencilerin hakkına girenlerden allah hesabını sorsun.okulumuzda felsefe mezunu sıfatı rehber öğretmen olmakla birlikte sadece kadro israfı olan bir şahıs var. hiç bir yeterliliği olmayan bu felsefeci haramzadeyi okulların başına atayanlardan allah hesabını sorsun…

    Cevap yaz

Yorum yazın.