5. Sınıf Testleri 6. Sınıf Testleri 7. Sınıf Testleri 8. Sınıf Testleri 9. Sınıf Testleri YKS Testleri Online Testler
icon Nusret Mayın Gemisinin Hikayesi
İndirme: 69
Bildirim: Yasal
Boyut: 17 KB
Ekleyen: HangiSoru
NusretNusret Mayın gemisinin hikayesi, Nusret Mayın Gemisi ne yapmıştır? Nusret Mayın gemisinin başarıları…
Bugün size Çanakkale’den pek bilinmeyen bir olay anlatacağım. Bu olay yaklaşık 103 gemiden oluşan İngiliz ve Fransız donanmasının Çanakkale Boğazı’nın girişinde tüm görkemi ve büyüklüğüyle boy göstermesiyle başlıyor. Bu sırada bütün donanmanın sorumlusu olan Fransız Amiral Güprat gemisinin kaptan köşkünde bir yandan denizi seyrederken bir yandan da Osmanlı cephelerindeki kendilerine doğru çevrilmiş tam 2000 tane top görüyor. Yalnız bu 2000 topun sadece 200ü gerçek geri kalan 1800ü soba borusu. Osmanlı düşmana karşı güçlü görünmek ve onları biraz korkutmak için böyle bir yönteme başvurmuş. Bunun ardından Amiral Güprat yanındaki emir subaylarına “Bana yüzbaşıyı çağırın.” demiş. Emir subayları Amiral’in bu isteği karşısında şaşırmışlar. Çünkü onlarca binbaşı gibi yüksek rütbeli asker varken neden bir yüzbaşıya çağırdığına anlam verememişler. Yüzbaşı geldiğinde Amiral yüzbaşına dönüp “Osmanlı askerleri kesin boğazı mayınla doldurmuştur. Beni de kocaman donanmayı mayın dolu boğaza gönderecek kadar aptal sanıyorlar.” demiş ve eklemiş “Senin görevin bu mayınları temizlemek. Eğer görevinde başarılı olursan seni binbaşı rütbesine yükselttiririm. Ayrıca Paris’ten nişanlını getiririm ve İstanbul’da muhteşem bir düğün yaparız sizin için.” demiş. Yüzbaşı kendisine verilen bu görevin büyüklüğü karşısında şaşkın halde “Emredersiniz, komutanım.” deyip çıkmış ve emrindeki onlarca denizciyle beraber günlerce çalışıp boğazı mayınlardan temizlemiş. İşte asıl olaylar buradan sonra başlıyor. Yüzbaşı boğazı mayınlardan temizlediğini belirtmek için Amiral Güprat’a bir rapor yollamış. Bu raporda bütün boğazın mayınlardan temizlendiği artık boğaza girilebileceği yazıyormuş. Amiral Güprat bu rapora güvenerek artık tüm gemilerin saldırıya hazır hale getirilmesi emrini vermiş. Bu sırada Osmanlı cephesindeki askerler tüfekler ve toplar hakkında konuşuyorlarmış.
-Tüfeklerimiz hazır mı?
-Hazır.
-Peki ya toplar hazır mı?
-Onlar da hazır.
-Ama sadece 200 top ve tüfeklerle kocaman bir donanmaya karşı koyamayız ki.
-Boğazda mayınlar da var.
-Düşman boğazı mayınlardan temizlemiştir.
Şeklinde bir diyalog geçmiş. Bütün askerler boğazda mayın olup olmadığını düşünürken Cemal ismindeki bir Yüzbaşı “Eğer 300 metre yükseklikten bir uçakla keşif uçuşu yapılırsa mayın var mı yok mu öğrenebiliriz.” demiş. Subaylar ise ona “Ama uçağımız yok ki.” diye cevap vermişler. Yüzbaşı Cemal de “Olmaz olur mu efendim, var. Bizim ilk pilotumuz İsmail Efendi’yi biliyorsunuz. Onun uçağı Kahire’ye düşerken düştü ve ilk pilotumuz da şehit oldu. Onun uçağı ne güne duruyor?” demiş. Subaylar umutsuz bir şekilde “Nerede peki o uçak? Kahire’de mi ?” demiş. Yüzbaşı Cemal de onlara “Hayır, İsmail Efendi’nin uçağı Kaz Dağları’na düştü eğer o uçağı bulup onarırsak uçuşu ben yapar mayınları gözlemlerim.” demiş. Bunun üstüne Kaz Dağları’ndaki uçak bulunmuş ve onarılmış. Sonra da bu uçağa 1905’te saraydan armağan götürmek için Japonya’ya giderken batan Ertuğrul fırkateyninin yani savaş gemisinin adı verilmiş. Ardından Yüzbaşı Cemal Ertuğrul uçağıyla yaptığı keşif uçuşu sonrasında boğazdaki bütün mayınların düşman tarafından temizlendiğini anlamışlar. İşte bundan sonra Nusrat Mayın Gemisi ortaya çıkıyor. Nusrat Mayın Gemisi’nin tayfası boğazın mayınlardan temizlendiğini öğrenince ellerinde bulunan 26 mayını boğaza yeniden yerleştirme kararı alıyor. Ancak düşman bütün boğazın mayınlardan temizlendiğini düşündüğünden 26 mayın bile onlar için çok büyük bir sürpriz olacakmış. Bunun ardından İngiliz ve Fransız donanması 18 Mart sabahı yani aslında bugün tüm görkemiyle topraklarımızı ele geçirmek için harekete geçmiş. Tabii ki bu sırada onları bekleyen mayınlardan haberleri olmadığından oldukça rahat ilerliyorlarmış. Türklerin bu devasa donanmayı görünce hemen pes edeceklerini düşünmüşler. Ama tabii ki yanılmışlar. Türkler onca yokluğa rağmen pes etmemişler. Donanma da bizim pes edeceğimizi düşündüğünden buna çok şaşırmış. Donanmanın devasa gemilerinin çoğu askerlerimiz tarafından atılan batarya topları ve Nusrat Mayın Gemisi’nin döşediği mayınlar yüzünden ağır hasar alıp batmış. Bu İngiliz ve Fransızların hiç ummadıkları bir yenilgiymiş. Amiral Güprat bu yenilginin tüm sorumluluğunu mayınları temizlemekle görevlendirdiği Yüzbaşıya yüklemiş. Güprat Yüzbaşı’yı kaptan köşküne çağırmış ve “Bu rezalet nedir? Bana gönderdiğin raporda bütün mayınları temizlediğin yazıyordu.” diyerek öfkeyle bağırmış.” Yüzbaşı şaşkın halde “Ama efendim tüm mayınları temizledik. Bundan eminim.” demiş. Olan biten hiçbir şeyi anlamıyormuş.
Amiral Güprat öfkeyle haykırmış “Demek ki hepsini temizleyememişsin. Bunun sonucu nedir, biliyor musun? Bu akşam kurulu toplayıp seni bu geminin direğinde asarak idam ettireceğim. Son sözün nedir?” demiş. Bunun üzerine Yüzbaşı kafasını kaldırıp Amiral Güprat’a bakarak “Baba?” demiş. Bu babayla oğulun son konuşması olmuş. Gerçekten de ertesi gün genç Yüzbaşı Güprat, Amiral Güprat’ın gemisinin direğinde asılmış.” Nusrat Mayın Gemisi’nin mayınları nasıl yerleştirdiğine gelirsek. Nusrat Mayın Gemisi 8 Mart gecesi Çanakkale’den ayrılmış. Deniz çok sakinmiş ve etraf zifiri karanlıkmış. Uzaklarda ki düşman gemilerinin ışıkları suyu aydınlatıyormuş. Nusrat ise bütün ışıklarını kapatmış hatta kıvılcım çıkmasın diye bütün ocaklarını da söndürmüş. Bu sırada gemi mürettebatında oluşan heyecanın büyüklüğünü bilmemiz gerekiyor. Çünkü o an vatanın tüm selameti bu geminin elindeymiş. En sonunda Nusrat yeni mayın hattı için Akyarlar’a ulaşmış ve elde kalan 26 mayını sessizce suya bırakmaya başlamış. Bu mayınlar sıra halinde, kendisini asılı tutacak olan iplerle birlikte suda yer alıyormuş. Böylece birkaç dakika içinde bu mayınlar belirlenen rota üzerine yerleştirilmiş. Şimdi ise Nusrat Mayın Gemisi’nin çok daha tehlikeli olan geri dönüş yolculuğu başlamış. Bu yolculukta Nusrat daha önce yerleştirdiği mayınlara basmadan ve düşman gemilerine görünmeden hareket edecekmiş. Bir anda Nusrat’ın çok yakınında bir karaltı ortaya çıkmış. Bu bir düşman gemisiymiş. Gemi henüz kapattıkları ışıklarını yeniden açarlarsa Nusrat’ı görecekler ve bu da her şeyin sonunu getirecekmiş. Bütün Nusrat Mayın Gemisi mürettebatı buz gibi ter akıtmaya başlamış. En sonunda da korktukları başlarına gelmiş ve düşman gemisi ışıklarını açıp yeniden denizi taramaya başlamış. Karanlıkları bölen ışık tam üzerlerine doğru geliyormuş. Düşman gemisi tam Nusrat’ı fark edecekken bir mucize gerçekleşmiş ve kıyıdaki Türk ışığı yanmış ve düşman ışığını denizin üzerinde yakalamış. Böylece ortalığı sis gibi bir beyazlık kaplamış. Türk ve düşman ışıkları arasındaki bu beklenmedik ışık kavgası Nusrat’a yaşam umudunu geri getirmiş. Çünkü bu iki ışık birbirlerini köreltmek için olağanüstü bir çaba sarf etmekteymiş. Düşman ışığı kurtulmak için yoğun bir çaba gösteriyor ancak başaramıyormuş. Nusrat gemisi de bu ışık kavgasından yararlanarak aradan sessizce ayrılmış ve yeniden Çanakkale’ye doğru yol almaya başlamış. Böylece bu gemi kendisine verilen görevi başarıyla tamamlamış. Gemi mürettebatlarından birisi olan Nazmi Bey büyük bir sevinçle kaptan köşküne çıkıp bu güzel haberi geminin komutanı Yüzbaşı Hakkı Bey ile kutlamak istiyormuş. Ancak Kaptan Hakkı buna yanıt verememiş ve Nazmi Bey’in kucağına yığılıp kalmış. Nusrat Mayın Gemisi’nin bu kahraman kaptanının hasta kalbi, bu ışık savaşındaki heyecan ve strese dayanamayıp durmuş. Bu olaydan on gün sonra da itilaf güçleri kendinden emin bir şekilde saldırıya geçmiş. Savaş tam istedikleri biçimde giderken birden geri dönen gemilerde büyük patlamalar meydana gelmiş. Bunun nedeni 7-8 Mart gecesinde Nusrat mayın gemisi tarafından suya bırakılan ve gerek düşman pilotlarının fark edemediği gerekse de mayın arama gemilerinin fark edemediği mayınlarmış. Düşmanın devasa gemileri teker teker batmaya başlamış. Bu batan gemiler arasında ilki 609 kişilik aşırı kalabalık mürettebatıyla Bouvet ismindeki bir savaş gemisiymiş. Batan diğer gemiler ise Inflexible, Irresistable ve Ocean gibi diğer devasa gemilermiş. İşte bu zafer bize Çanakkale Zaferi’ndeki ruhu, inancı ve cesareti gösterir.