Pastoral Şiir Nedir? Pastoral Şiir Örnekleri

Pastoral Şiir Nedir? Pastoral Şiir Örnekleri

Şiir edebiyatın vazgeçilmez bir parçasıdır. Yüzyıllardır birçok düşünür kendisini şiirle ifade etmiş ve yaşadığı yüzyıla ve sonrasına yaşarken ya da ölümünden sonra damgasını vurmuştur.

Şiir de birçok alanda olduğu gibi kendi içerisinde farklı türlere ayılır. Şiir türlerinden birisi de pastoral şiirdir. Bu içeriğimizde pastoral şiirin ne olduğunu, pastoral şiir için yazılmış en güzel örnek paylaştık.

Pastoral şiir nedir? Pastoral şiir türleri nelerdir? Pastoral şiirlerin özellikleri ve edebiyatımızdan en güzel pastoral şiir örnekleri.

Pastoral Şiir

Pastoral şiirin tarihi, Pastoral şiir, Yunan Helenistik dönemine kadar uzanmaktadır. Dünya edebiyatının en önemli sanatçıları Theocritus, Hesiod ve Virgil gibi şairler, Shakespeare gibi yazarlar da pastoral şiir türünde eserler vermiştir. Türk edebiyatında pastoral şiir yazan şairler için aşağıdaki örnek şiirleri inceleyebilirsiniz.

Pastoral latinceden gelmektedir. Latince çoban anlamına gelmektedir. Çobanları ve çobanların yaşantısını anlatan edebi eserlere pastoral şiir denir.

Pastoral Şiir Kaça Ayrılır?

Pastoral Şiir kendi içerisinde idil ve eglog olmak üzere ikiye ayrılır.

İdil: Pastoral şiirin alt bir kolu olan bu şiirler kır hayatını ve bu hayatın güzelliklerinin anlatıldığı pastoral şiirlerdir.

Eglog: Adında geçen “log” kısmı burada bize bir ipucu da veriyor. Eglog çobanların aşk, kır yaşamının güzelliği gibi karşılıklı konuşmalarını anlatan pastoral şiirlerdir.

Pastoral Şiirin Özellikleri

  • Çobanların, çobanların yaşamı, kır hayatı konuları hakkında yazılır.
  • Dil sade ve imge yoktur.
  • Kır yaşamını, doğa sevgisini kazandırmayı amaçlar.
  • İşlediği konuya göre idil ve eglog olarak ikiye ayrılmaktadır.
  • Pastoral ilk örneklerini Yunan şair Theokritos vermiştir.

Pastoral Şiirin Konusu

Pastoral şiirlerde genellikler kır, çobanlar ve çoban yaşantısı anlatılmaktadır. Bu şiir türünde bulunan ortak konular ölüm, sevgi, doğa sevgisi olarak belirtilebilir.

Bazen çobanlar birbirlerine yaşadıkları aşkları anlatırken bazen de bir çoban başka bir çoban arkadaşının ölümünün ardından tuttuğu yası dile getirir.

Pastoral şiire 10 örnek, pastoral şiire 5 örnek. Ödevlerinizde ve çalışmalarınızda yardımcı olması adına pek çok örnek verilmiştir. Aşağıda pastoral şiirin güzel örneklerini okuyabilirsiniz.

Edebiyatımızda pastoral şiir yazarları oldukça fazladır. Pastoral şiirin en güzel örneklerini sizler için derlemeye çalıştık.

Pastoral Şiir Örnekleri

Tabi pastoral şiir denince akla gelen ilk şiiri ilk örnek olarak vermezsek olmaz değil mi? 🙂

ÇOBAN ÇEŞMESİ
Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
Ey suyun sesinden anlıyan bağlar,
Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi.

“Göynünü Şirin’in aşkı sarınca
Yol almış hayatın ufuklarınca,
O hızla dağları Ferhat yarınca
Başlamış akmağa çoban çeşmesi…”

O zaman başından aşkındı derdi,
Mermeri oyardı, taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.
Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi.

Vefasız Aslı’ya yol gösteren bu,
Kerem’in sazına cevap veren bu,
Kuruyan gözlere yaş gönderen bu…
Sızmadı toprağa çoban çeşmesi.

Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,
Ateşten kızaran bir gül arar da,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi,

Ne şair yaş döker, ne aşık ağlar,
Tarihe karıştı eski sevdalar.
Beyhude seslenir, beyhude çağlar,
Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi…

Faruk Nafiz Çamlıbel


KIR ŞARKISI

Tam otların sarardığı zamanlar
Yere yüzükoyun uzanıyorum
Toprakta bir telâş, bir telâş
Karıncalar öteden beri dostum.
Ellerime hanım böcekleri konuyor
Ne şeker şey onlar!
Uç böcek, uç böcek diyorum
Uçuyorlar
Pan’ın teneffüsü bile
Ilık, okşamakta yüzü.
Devedikenleri, çalılık vesâire
Bir âlem bu toprakların üstü.
Tabiatla haşır neşir
Kırlarda geçen ikindi vakti.
Sakin, dinlenmiş, rahat
Bir gün daha bitti.

Behçet Necatigil


Avludan geçtiğini gördü gelinin
Suya gidiyordu öğle güneşinde
Ardında bebesi yalınayak
Geride Karabaş
Tozlu yoldan
Söğütlerin oradaki çeşmeye
Yalağında bulutlar yıkanan çeşmeye
Oktay RIFAT


ÇOBAN ÇEŞMESİ

Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
Ey suyun sesinden anlıyan bağlar,
Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi.

“Göynünü Şirin’in aşkı sarınca
Yol almış hayatın ufuklarınca,
O hızla dağları Ferhat yarınca
Başlamış akmağa çoban çeşmesi…”

O zaman başından aşkındı derdi,
Mermeri oyardı, taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.
Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi.

Vefasız Aslı’ya yol gösteren bu,
Kerem’in sazına cevap veren bu,
Kuruyan gözlere yaş gönderen bu…
Sızmadı toprağa çoban çeşmesi.

Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,
Ateşten kızaran bir gül arar da,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi,

Ne şair yaş döker, ne aşık ağlar,
Tarihe karıştı eski sevdalar.
Beyhude seslenir, beyhude çağlar,
Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi…

Faruk Nafiz Çamlıbel


BİNGÖL ÇOBANLARI

Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum.
Bu dağların eskiden aşinasıdır soyum.
Bekçileri gibiyiz ebenced buraların,
Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların
Görmediği gün aynı pınardan doldurup testimizi
Kırlara açılırız çıngıraklarımızla.
Okuma yok,yazma yok, bilmeyiz eski yeni,
Kuzular bize söyler yılların geçtiğini,
Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek;
Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek,
Dolaştırıp dururuz aynı daüssılayı.
Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burda,
Bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam;
Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda,
“Suma”mın başka köye gelin gittiği akşam,
Gün biter, sürü yatar ve sararsan bir ayla,
Çoban hicranlarını basar bağrına yayla.
Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al,
Diye hıçkırır kaval:
Bir çoban parçasısın, olmasan bile koyun,
Daima eğeceksin başkalarına boyun;
Hülyana karışmasın ne şehir, ne de çarşı,
Yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı
Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an,
Mademki kara bahtın adını koydu çoban!
Nasıl yaşadığından, ne içip yediğinden,
Çıngırak seslerinin dağlara dediğinden
Anlattı uzun uzun.
Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
Nadir duyabildiği taze bir heyecanla,
Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla
Bingöl yaylalarının mavi dumanlarına,
Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına.

Kemalettin Kamu


PAPATYALAR

Bahar olsun da seyredin
Nasıl süsler bayırları,
Zümrüt gibi çayırları,
Yüze güler o incecik
Gelin yüzlü papatyalar,
Altın gözlü papatyalar.

Tarlalarda hoşa giden,
Sarı, turuncu, pembe, mor,
Bir çok güzel çiçek olur.
Bence güzeldir hepsinden
Gelin yüzlü papatyalar,
Altın gözlü papatyalar.

Yaprakları kıvır kıvır,
O da ayrı bir güzellik.
Boy pos, boyun ipincecik.
Hem güzel, hem de nazlıdır
Gelin yüzlü papatyalar,
Altın gözlü papatyalar.

Rüzgar eser kâh o yana,
Kâh bu yana, hep beraber,
Dalga dalga eğilirler,
Neşe verirler insana
Gelin yüzlü papatyalar,
Altın gözlü papatyalar.

Tevfik Fikret


ELMA AĞAÇLARI

Bir gün gelir, çiçeklenir,
Yine elma ağaçları,
“Artık bahar geldi!” denir,
Dallar öter yamaçları.

Kelebekler üşer üşer,
O mavili çiçeklere;
Sonra yağmur gibi düşer
O çiçekler bütün yere.

Güzel ağaç! derim, yazık!
Yetim kaldın bir tarafta.
Dallar iner yere artık,
Geçer geçmez birkaç hafta.

Kapılırım bir sevince
Sonu gelmez hülyalarla;
Zümrüt dallar süslenince
Kıpkırmızı elmalarla.

Emin Recep Gürel


Bekçileri gibiyiz, ebenced buraların,
Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların
Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi,
Her gün aynı pınardan, doldurup testimizi

Kırlara açılırız çıngıraklarımızla.
Okuma yok, yazma yok, bilmeyiz eski, yeni.
Kuzular bize söyler yılların geçtiğini,
Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek;
Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek
(Kemalettin Kamu)

Dağlar orman, tepeler bağ, ovalar hep tarla
Koca mera dolu baştan başa sağmallarla
Köylünün kırları tutmuş yayılırken davarı
Sökemezsin, sarar âfakını yün dalgaları
Mehmet Âkif Ersoy


Gümüş bir dumanla kapandı her yer
Yer ve gök bu akşam yayla dumanı
Sürüler , çeşmeler , sarı çiçekler
Beyaz kar, yeşil çam, yayla dumanı

Ömer Bedrettin UŞAKLI


Yanık bir kaval sesi geliyordu uzaktan
Derdi dağlardan aşkın, ak abalı bir çobandan
Önünde sürüleri ardında sürüleri
İniyordu yemyeşil, dumanlı bir yamaçtan


SABAH

Güneş ufkun kenarından
Yavaş yavaş yükseliyor.
Köyün yüce dağlarından
Serin nefesler geliyor.

Sarı, yeşil, mavi, renk renk
Çiçekler açmış ovada.
Kelebekler benek benek
Dolaşıyorlar arada.

Gece yorgun akan ırmak
Tatlı seslerle coşuyor.
Artık herkes uyanarak
Kendi işine koşuyor.

Yalnız küçük bir çocuk var:
Karşıki evde uykuda,
Uyanacak şimdi o da.

Köydeki bütün horozlar.
Diyorlar ki: uyan, uyan!
Tembel olur çok uyuyan.

Orhan Seyfi Orhon

Aşağıda bulunan şiir türlerinin, örneklerine, tanımlamalarına ve özelliklerini de inceleyebilirsiniz.

Epik Şiir Nedir? Epik Şiir Örnekleri

Lirik Şiir Nedir? Lirik Şiir Örnekleri

Didaktik Şiir Nedir? Lirik Şiir Örnekleri

Satirik Şiir Nedir? Lirik Şiir Örnekleri

Abone Ol:

Bu yazıyı paylaş

Yorum Yap