Geçen yıl bu zamanlar ekranlarda izlenecek dizi yok diye yakındığım bir yazı yazmıştım. Herhalde yazdıklarımı birileri okudu. Bu yıl eşimle çocuklarımla izleyebileceğim bir dizi var ekranda. Dizi hakkında biraz bilgi vereyim size:
Dağlık bir köyde hayata gözlerini açan Ali Vefa isimli otizmli ve savant sendromlu bir gencin doktor olma hikâyesini konu alıyor bu dizi. En sevdiği iki varlığı, tavşanı ve abisini, küçük yaşta kaybeden, babası tarafından terk edilen Ali’ye Doktor Adil sahip çıkıyor. İçine kapanık bir çocukluk geçirmiş olan Ali, güçlü zekâsı ile tıp fakültesini birincilik ile bitiriyor. Ardından Doktor Adil’in başhekimi olduğu hastanede asistan olarak çalışmaya başlıyor. Daha çalışmaya başlamadan eleştiriler yükselmeye başlıyor tabii. Otizmli olan bir kişinin o hastanede nasıl çalışacağı merak edilen bir konu oluyor. Ali çocuklar küçük yaşta ölmesin, büyüyüp hayatı yaşasınlar diye küçük yaştan itibaren cerrah olmaya karar vermiştir. Dizinin ilk bölümlerinde kurtardığı çocuklarla bu konuda başarılı olacağa benziyor Ali. Dizide çocukları şiddete yönlendirecek veya zengin yaşama özendirecek herhangi bir şey yok. Bu şekilde olunca izlenme oranlarında sıkıntı olacağını düşünenler olacaktır. Tam tersine dizi izlenme oranlarında şu anda zirvede. Halkımız gençlere örnek olabilecek, ailecek izlenebilecek dizileri özlemiş anlaşılan. Dizinin asıl amacı ise farkındalık yaratmak olduğu kanısındayım. Farkındalık yaratmak istedikleri konuya da biraz değinelim. Otizm genellikle ilk 3 yaşta başlayan ve hayat boyu devam eden, kişinin etrafıyla sözel ve sözel olmayan şekilde uygun ilişki kuramaması şeklinde ifade edebileceğimiz gelişimsel bir bozukluktur. Otizmin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Genetik olduğu düşünülmektedir. Eğer bir çocuk ismi söylendiğinde bakmıyorsa, göz teması kurmuyorsa, akranlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermiyorsa, sallanmak, çırpınmak gibi garip hareketleri varsa, gözleri hareketli bir şeye takılıp kalıyorsa, günlük yaşamındaki düzen değişikliklerine aşırı tepki veriyorsa otizmli olabilir. Savant sendromunu ise bazı insanların bazı olaylardan veya durumlardan sonra üstün zekâlı hale gelmesi olarak tanımlayabiliriz. Savant sendromlu tüm çocukların yaklaşık yarısı otistiktir. Otizmi olan tüm çocukların yaklaşık yüzde 10`unda savant sendromu vardır. Etrafınızda bu belirtileri gösteren çocuklar varsa lütfen görmemezlikten gelmeyin. Hepiniz birer Doktor Adil olabilirsiniz.
Metin ile ilgili,
I. Bir konu hakkındaki düşünceler zamanla değişebilir.
II. Otizmli olan çocukların yarısında savant sendromu görülür.
III. Gençlere örnek olabilecek diziler de izlenme oranında zirveye çıkabilir.
IV. Göz teması kurmayan kişiler otizmlidir.
verilenlerden hangisi ya da hangileri çıkarılabilir?
Metinde verilen bilgilerden hareketle,
I. Çalışan bir çamaşır makinesinden gözlerini ayıramamak
II. Ders anlatan bir öğretmenin gözlerine bakmak
III. Deve cüce oynayan sınıf arkadaşlarının oyununa katılmamak
IV. İki yıldır aynı yerde duran çalar saatin yerinin değiştirilmesine sevinmek
verilen davranışlardan kaç tanesi otizmli olan bir çocuğun davranışı olabilir?
Kumsalda yürüyen bir adam, avlanan balıkçıya yaklaştığında kova içerisindeki yakalanmış yengeçleri görür. Kovanın üstü açıktır, kapağı yoktur. Bu durum onu şaşırtır. Çünkü yengeçlerin kaçabileceğini düşünür. Balıkçıya sorduğunda “Evet, tek bir yengeç olsaydı kesinlikle kaçardı. Ancak pek çok yengeç varsa biri kaçmaya çalıştığında diğerleri onu yakalar, kaçamayacağından emin olur, geri kalanlar da aynı kaderi yaşar.” yanıtını alır. Tek yengeç kapaksız kovadan rahatlıkla çıkabilirken sayı arttıkça kaçış imkânsızlaşır. Çünkü birbirlerini yukarı itmek yerine, aşağı çekerek birbirlerini engeller. Sonunda kimse kazanamaz. Bu durum yengeç sepeti sendromunun çıkış noktasıdır. Filipinliler arasında popüler olan kavram, ilk olarak Ninotchka Rosca tarafından kullanılıyor. “Ben sahip değilsem, sen de olamazsın.”, “Ben başaramıyorsam, sen de başaramazsın.” anlayışını ifade eder.
Bu bilgilerden hareketle aşağıdakilerden hangisi yengeç sepeti sendromuna örnek olamaz?
Ne güzel günlerdi. Sokaklar bizim eğlence merkezimizdi. Evde oturan çocuk bulamazdınız. O kadar eğlenirdik ki akşamın olduğunu bile anlamazdık. Oyunlar oynardık : körebe, saklambaç, bom, mendil kapmaca… İçimizdeki tüm enerjiyi boşaltırdık. Şimdiki çocuklar ise evden çıkamıyorlar. Ellerinde bilgisayar, tablet, cep telefonu var. Neredeyse hiç kimse ile görüşmüyorlar. İçindeki enerjiyi atamadıklarından sağa sola saldırıyor; annesine, babasına, öğretmenlerine karşı çıkıyor. Biz hapsettik bu çocukları beton duvarlara. Çocuklarımızın da bu oyunları öğrenmesi ve oynayabilmeleri için fırsat yaratsaydık onlar da bizim gibi yaşardı çocukluklarını. Geç kaldık, geç! Bu metinde,
I. Özlem II. Sitem III. Pişmanlık
duygularından hangisi ya da hangileri daha belirgindir?
Sıfat-fiil olan sözcükler cümlede sıfat veya adlaşmış sıfat göreviyle kullanılabilir. Örneğin: “Söz alan öğrenciler düşüncelerini ifade etti.” cümlesinde “alan” sözcüğü sıfat olarak kullanılmışken “Söz alanlar düşüncelerini ifade etti.” cümlesinde “alanlar” sözcüğü adlaşmış sıfat olarak kullanılmıştır.
Bu bilgiye göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfat-fiil diğerlerinden farklı bir görevde kullanılmıştır?
En çok toplu taşıma araçlarında görüyorum. Ellerinde bir cep telefonu, herkes ekrana kilitlenmiş. Başını kaldırıp etrafına bakan yok. Bir bölümü oyun oynuyorsa da bir bölümü okuyordur diye düşünüyorum. Bir sihir olsa elimde, o telefonları bir anda kitapla değiştirsem diye olmayacak hayallere kapıldığım da oluyor ama anında vazgeçiyorum bundan. Öyle olmaz. İnsanları zorla, ellerine bir kitap tutuşturarak kitap okuru yapamazsınız; fırlatıp atarlar ellerinden kitapları. Yine o elektronik aletlere dönerler.
Yukarıdaki metnin türü aşağıdakilerden hangisidir?
Duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmek, cümlenin yapısını ve duraklama noktalarını belirlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere noktalama işaretleri kullanılır. Noktalama işaretlerinden noktanın kullanıldığı bazı yerler şunlardır:
- Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur. - Arka arkaya sıralandıkları için virgülle veya çizgiyle ayrılan rakamlardan yalnızca sonuncu rakamdan sonra nokta konur. - Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur. - Genel ağ adreslerinde kullanılır.
Bu bilgilere göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde noktanın kullanımında bir yanlışlık yapılmıştır?
I. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. II. Alacağa veya vereceğe saymak. III. Varsaymak, farz etmek. IV. Hizmetine almak veya kiralamak.
“Tutmak” sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde numaralanmış anlamlarından herhangi biriyle kullanılmamıştır?
Adnan, Suzan, Bülent, Şahin, Melda ve Mehmet adlı kişiler bir kırtasiyeden fizik, kimya, geometri, edebiyat kaynak kitabı ile çanta ve kalemlik almıştır. Alınanların bazıları nakit, bazıları ise kredi kartı ile ödenmiştir. Kişiler, kişilerin aldıkları ürünler ve ödeme şekilleri ile ilgili bilinenler şunlardır: - Herkes farklı bir ürün almış ve üç kişi ödemesini kredi kartı ile yapmıştır. - Mehmet kaynak bir kitap almamıştır. - Kaynak kitap alanların üçü kredi kartı ile ödeme yapmıştır. - Kalemlik alan kişi bir kadındır. - Melda geometri kitabı almış ve nakit ödeme yapmıştır. - Adnan edebiyat, Bülent fizik, Şahin kimya kitabı almamıştır.
Bu bilgilerden hareketle aşağıdakilerden hangisi kesinlikle yanlıştır?
I. Türkiye’nin en yüksekten düşen çağlayanı Artvin’in Yusufeli ilçesindedir. II. Sınav günü yaklaştıkça heyecanım daha da artıyor. III. Yaşamınızla farklı bir şey yapabilmeniz için önce sizin farklı bir şey yapmanız lazım. IV. Beni arayıp yarınki görüşmeye gelemeyeceğini söyledi. Numaralandırılmış cümleler için aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
Görüşleri bizi kaygılandırdığında neden tüm dünyaya meydan okur ve hatta değiştirmeye çalışırız da kendi görüşlerimizi -içimizde ne kadar sıkıntı ve endişe oluşturursa oluştursun- neredeyse asla sorgulamayız? Örneğin, banyo küvetimizdeki batık hazineyi bulmak için dalış yapmayı hayal etmeyiz. Çünkü biliriz ki en fazla birkaç tane plastik boncuk bulmayı umabiliriz. Ama yine de her gün bu dünyaya balıklama dalarak özel birisi olmaya çalışırız. Bize, kendimizi daha fazla doğrulamak için umut veren yeni planlara dalarak tekrar tekrar dibe batarız. Ve çabalarımıza karşılık elde edebildiğimiz en iyi şeyin, şaşmaz bir şekilde dünyaya geri düşmekle sonlanan geçici bir yükseliş olduğunu fark etsek de sürekli aynı şeyi yapmaya devam ederiz.
Bu metinde yazarın yakındığı asıl durum aşağıdakilerden hangisidir?
I. Bu oyunu da kazanamazsak öğretmenimizin yüzüne nasıl bakarız?
II. Boşuna uğraşma, sen bu oyunu da kazanamazsın.
III. Farz edelim ki bu oyunu kazandın yarınki oyunda ne yapacaksın?
IV. Oyun oynuyorsunuz ve benim bundan haberim yok öyle mi?
Yukarıda numaralandırılmış cümlelerin hangisi ya da hangileri ön yargı ifade etmektedir?
- Noktalama işaretlerini ilk kullanan Türk gazeteci Şinasi’dir. - Şinasi, ilk yerli tiyatro eseri olan Şair Evlenmesi’nde noktalama işaretlerini ilk kez kullanılmıştır.
Bu iki cümlede ifade edilenlerin anlamca doğru bir şekilde birleştirilmiş hâli aşağıdakilerden hangisidir?
Tamamlananlar işaretlendi.